ISSN: 2147-8724
 



Ankara Araştırmaları Dergisinde yayınlanan tüm makaleler “Creative Commons Alıntı 4.0 Uluslararası Lisansı” ile lisanslanmıştır. 

  Ankara Araştırmaları Dergisi: 4 (1)
Cilt: 4  Sayı: 1 - 2016
Özetleri Gizle | << Geri
HAKEMLI MAKALE
1.
Ankara’ya Demiryoluyla Göçler ve İskan Siyaseti (1890-1910)
Migrations to Ankara by Railway and Settlement Policy (1890-1910)
İhsan Seddar Kaynar, Murat Koraltürk
doi: 10.5505/jas.2016.83703  Sayfalar 1 - 12
Haydarpaşa’dan başlayan demiryolu hattının 1893 yılının başında İzmit ve Eskişehir üzerinden Ankara’ya ulaşması ile İstanbul’dan Anadolu içlerine ulaşım oldukça kolaylaşmıştır. Hat daha açılmadan, Eskişehir-Ankara güzergâhına muhacir iskânının olanakları üzerine raporlar hazırlanmış, muhacirlerin taşınması ve yerleştirilmesi üzerine bazı kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılmıştır. Bu çalışmada, muhacirlerin deniz yolu ile İzmit limanına getirilip, Ankara’ya demir yolu ile sevk edilmesi incelenecektir. Balkanlardan Anadolu’ya kitlesel göçlerin başladığı Balkan Savaşları öncesinde, 1890 ile 1910 arasındaki yirmi yıllık dönemde, muhacirlerin yerleştirilmesinde demiryolunun etkisi ve iskân siyaseti tartışılacaktır. Muhacirlerin iskân açısından yerleştirildikleri mekânlar, yeni kurulan köyler, demiryolu hattı boyunca şenlenen boş alanlar; yevmiye dağıtımı, hane yapımına devlet katkısı, üretim biçimleri, ziraat teknikleri ve zanaatkârların durumuna kadar geniş bir alanda araştırma yapılacaktır.
The Anatolian Railway began running between Ankara and Haydarpaşa in Istanbul via İzmit and Eskişehir in early 1893, making transportation from Istanbul to the interior of Anatolia very easy. In late 1892, before the railroad was opened, policymakers prepared
official reports on the resettlement of migrants along the rail route from Eskişehir to Ankara; and made regulations accordingly. This studyexamines the route of this migration, which first run to the port of İzmit by sea and then reached Ankara by rail. This article discusses the politics of resettlement and the conditions of migrants settled on the railway route during the twenty-year period between 1890 and 1910, when the Balkan Wars provoked mass migration to Anatolia from the Balkans. It analyzes the locations of the new settlements, the conditions in newly founded villages, and the habitability of the wasteland along the railway route. Daily rations, state aid for housing, types of production, agricultural styles, and the position of artisans will also be considered.

2.
Ankara’da Resimli Bir Ev: Dedebayrak Evi
A Painted House In Ankara: Dedebayrak House
Muzaffer Karaaslan
doi: 10.5505/jas.2016.46330  Sayfalar 13 - 22
Osmanlı Devleti’nde kapalı aile yaşantısı bir şekilde evin planını ve bezemelerini etkilemiştir. Bezeme programı ise, her dönem içerisinde belli başlı farklılıklarla karşımıza çıkmaktadır. 18. yüzyıl sonrası Batı etkisiyle, bezemelerde yeni üsluplar ve teknikler görülmeye başlanır. Bu çalışmanın konusu, Ankara’da yer alan Dedebayrak Evi ve bezemeleridir. Ankara sınırları içerisindeki konut mimarisinde yer alan bezemeler; çoğunlukla geometrik bezemeler, bitkisel bezemeler ve yazılardan oluşmaktadır. Dedebayrak Evi’ni özel kılan şey bu bezeme türlerini kendi içinde barındırması ve mimari tasvirlerin de yapıda yer almasıdır. Bu özelliği onu Ankara içerisinde tek yapmaktadır. Ayrıca yapıdaki bezemeler arasında, sanatçısı Nakkaş Mustafa’nın adının geçiyor olması, bu yapıyı daha da önemli kılmaktadır. Yalnız, yapının bezemeleri günümüze kadar ulaşmamıştır. Türkiye’de konut mimarisinin korunamama durumu, bununla beraber birçok önemli tarihi yapının günümüze kadar ulaşmama sorununu ortaya çıkarmıştır. Gerek yerel yönetimler, gerek konut sahiplerinin yapılarla gerektiği kadar ilgilenmemeleri, bu yapıların yok olmasına neden olmaktadır. Bu durum, kent dokusunu yok etmekle beraber kent belleğine de büyük zararlar vermektedir. Bu doğrultularda yapıda yer alan bezemeler kendi içerisinde incelenecek ve Ankara’da bulunan diğer yapılarla karşılaştırılarak ortak bir fikir oluşturulmaya çalışılacaktır.
The conservative family lifestyle in the Ottoman State affected the ways that houses were planned and decorated. Different decorative programs emerged with major differences in each period. New techniques and styles began to be seen in the 18th century thanks to the influence of the West. This article will focus on the decoration of Dedebayrak House in Ankara. Decoration in the architecture found within the boundaries of Ankara consist mostly of geometrical or floral decorations and various inscriptions. The Dedebayrak House not only has these kind of decorations, but also it has these decorations in its architectural descriptions, so it makes this house the only one to have survived in Ankara. Moreover, this building is especially important as the décor included work belonging to Nakkaş Mustafa. However, these decorative features do not remain today. The situation in Turkey is such that architecture is not conserved, which leads to many historically important buildings vanishing. Neither local authorities, nor the owner of these buildings look after these buildings properly, leading their specific historical features to be lost. This situation both damages the urban fabric and harms the historical heritage of the city. Therefore, decorative features in the building will be analysed both on their own and compared to other buildings in Ankara in order to create an overall picture.

3.
Bir Soylulaştırma Örneği: Ankara’da Yerinde Islah Projesinin Beklenmedik Sonuçları
An Example of a Gentrification: Unintended Consequences of an in Situ Rehabilitation Project in Ankara
Reyhan Varlı Görk, Helga Rittersberger Tılıç
doi: 10.5505/jas.2016.72691  Sayfalar 23 - 43
Bu makale, Türkiye’nin başkenti Ankara’da gerçekleşen mütenalaştırma/soylulaştırma süreçlerinin en erken örneklerinden biri üzerinedir. Kent merkezinde Koza Sokak’ta bulunan gecekondu mahallesinin görece küçük sayılabilecek olan bir bölümünün 1998-2016 yılları arasında gözlenmesi ve aynı zamanda hem mahalleye yeni gelen soylulaştırıcılardan hem de yerinden edilen gecekondu sakinlerinden toplanan verilerin değerlendirilmesi ile özgün bir mütenalaştırma [soylulaştırma] süreci değerlendirilmiştir. İlkesel olarak mahalle sakinlerini proje sürecine dâhil eden bir Yerinde Islah Projesi olmasına rağmen, tüm sokak boyunca ve mahalle genelinde büyük ölçekte gerçekleşen mekânsal dönüşüm sonucunda proje öncesi nüfusun yüzde doksanı yerinden edilmiştir. Projenin birinci etabının uygulandığı 47 gecekondu hak sahibinden yerinden edilmiş on dokuz aileden toplanan verileri de kapsayan farklı zamanlarda (1998,2001, 2004, 2009) yapılmış alan araştırmalarını ve takip ziyaretini (2016) kapsayan bu çalışma, Türkiye’de gerçekleşen ‘soylulaştırma’ süreçlerinin değişen aşamalarını eleştirel bir yaklaşımla değerlendirmektedir. Soylulaştırma kavramı genellikle, öncesinde imtiyazsız sınıfların yerleşik oldukları kentsel arazilerin orta sınıfların akınına maruz kalması sonucu yerinden edilmesi anlamına gelmektedir. Ancak, Türkiye’deki soylulaştırma sürecinin ilk örnekleri, bu örnekte olduğu gibi sosyal demokrat belediyelerin eşitlikçi, kapsayıcı,
ilerlemeci değerleri ile yerinde ıslahı amaçlayarak başlamış; yerel sakinlerin planlama sürecine katılımını özendirmiş; projenin gerçekleşmesi yönünde kaynak yaratma aşamasında özel sektörle işbirliğini “Üçüncü Yol” kentleşmeye dümen kırmış; ve sonunda yerel sakinlerin “tercihen yerinden edilmeleri” aşamalarını izlemiştir. Bugünün kentsel dönüşüm projelerinin sonunda gerçekleşen yerel sakinleri yer değiştirmeye zorlayan süreçler ise “zorunlu yerinden edilme’ olarak adlandırılabilir. Ancak, bizim örneğimizde görüldüğü gibi, mütenalaştırma/soylulaştırma sürecinin bileşenleri olan ‘yerinden eden’ ve ‘yerinden edilen’ kavramlarının bulanıklaşması Türkiye’ye özgü mekânsal ve siyasal dinamiklerin ayrıca değerlendirilmesi zorunluluğunu gerektirmektedir.
This article is about an early example of gentrification processes in Ankara, the capital of Turkey. A unique form of the gentrification process is examined using a case study of a small inner-city neighborhood on Koza Street through the monitoring of the area between 1998 and 2016, and giving voice to both the gentrifiers and gentrified. Almost ninety percent of the population in the area was displaced despite the inclusionary principles of an in situ Rehabilitation Project which has led to a large scale transformation of the physical space of
the street. The study includes four field studies conducted at different time intervals (1998, 2001, 2004, 2009) and a follow-up visit (2016) to the neighborhood, to critically assess the progression of gentrification in Turkey through its phases. Even though gentrification usually refers to the middle class invasion of urban land originally inhabited by the less privileged, our case reveals the effects of successive modes of a gentrification process which starts as an in situ rehabilitation project of a squatter prevention area initiated by a social democratic municipality with the “participation of local groups”, and turns into “gentrification by choice” in the successive years in the shadow of “Third Way” values. What is currently happening could be regarded as “gentrification by force” following urban renewal. In our case, however, the line between the two major components of gentrification, i.e., the “gentrifier” and the “gentrified”, seems to have become ambiguous, which calls for a further analysis of Turkey’s unique political and spatial dynamics.

4.
Değişen Kültürel Mekânlar, Dönüşen Gelenekler: Ankara’da Hıdırellez Kutlamaları ve Hamamönü Hıdırellez Şenlikleri
Changing Cultural Spaces, Transformation of the Traditions: Hıdırellez Celebrations held in Ankara and Hamamönü Hıdırellez Festivals
Selcan Gürçayır Teke
doi: 10.5505/jas.2016.70299  Sayfalar 44 - 59
Yazı karşılama ritüellerinden biri olan Hıdırellez Şenliği, Anadolu’nun büyük bir kısmında kutlanmaktadır. Geleceğe yönelik beklentilerin Hıdırellez Şenliği’nde yapılan uygulamalarla gerçekleşeceği düşüncesi, bu ritüelin canlılığının ve kuşaklar arasındaki aktarımının temel motivasyonu olarak değerlendirilebilir. Hıdırellez’de gerçekleştirilen pek çok uygulama doğa ile ilgili uygulamalardır. Anadolu’nun pek çok yerinde Hızır’ın uğradığına inanılarak Hıdırellez’in kutlandığı pek çok kültürel mekân bulunmaktadır. Bu kültürel mekânların kentlerde planlanmayışı ve var olanların muhafaza edilmeyişi Hıdırellez kutlamalarının kente taşınmasını dolayısıyla kültürel sürekliliğin sağlanmasını engellemektedir. Bu çalışmada, kültürel bir mekân olarak Hıdırellez kutlanan yerler ve bu geleneğin sürdürülebilmesi için bu mekânların kente taşınmasının gerekliliği üzerinde durulmuştur. Mekânın geleneğin sürdürülmesinde ve biçimlenmesindeki temel önemi, kentte kutlanılan Hamamönü Hıdırellez Şenlikleri üzerinden değerlendirilmiştir. Ankara’da bu yıl altıncısı düzenlenecek olan Hamamönü Hıdırellez Şenlikleri’nde değişen mekâna bağlı olarak değişen katılımcı profili ve katılımcıların beklentilerinin Hıdırellez kutlamalarını nasıl biçimlendirdiği tartışılmıştır. Hamamönü Hıdırellez Şenlikleri’nde ritüelin inanç boyutunun yanı sıra, eğlence boyutunun da öne çıktığı ve bazı geleneklerin popüler kültürün bir parçası haline getirildiği tespit edilmiştir.
Hıdırellez festival, one of the rituals that hails the start of summer, is celebrated widely across Anatolia. The belief thatwishes for the future will come true if certain actions are performed at Hıdırellez festival, may be seen as the basic motivation behind this ritual and the transmission of this tradition from generation to generation. Many practices at Hıdırellez are related to nature. The space to celebrate Hıdırellez is of the utmost importance due to the context of the ritual. There are many cultural spaces in Anatolia assigned for the celebration of Hıdırellez; these are selected based on the belief that they have been visited by Hızır. The cultural transmission of Hıdırellez celebrations is being hindered among an urbanizing population due to fewnew spaces being planned for them and a lack of protection for the existing spaces. This article focuses on the Hıdırellez festival spaces and the necessity of moving these spaces into cities in order to maintain the tradition. This article evaluates the basic importance of these spaces from the standpoint of sustainability and the formation of the tradition using the Hamamönü Hıdırellez festival, which is celebrated in Ankara. It discusses the variations of the participant profiles at the Sixth Hamamönü Hıdırellez festival, to be held in Ankara this year and the how their expectations have been shaped based on changing spaces. It concludes that besides the dimension of belief in the rituals, the dimension of entertainment is also prominent for participants at the Hamamönü Hıdırellez festival, and that various Hıdırellez traditions have found their way into popular culture.

GÖRÜŞ YAZıSı
5.
Rusûhî İsmâil Ankaravî Bibliyografyası
Bibliography of Rusûhî İsmâil Ankaravî
Ömer Gök
doi: 10.5505/jas.2016.08370  Sayfalar 60 - 66
Türk medeniyeti tarihine bakıldığında, bazı müelliflerin [yazarların] çok fazla eser verdikleri dikkati çekmektedir. Bu tarzda çok velut müelliflerden biri de İsmâil Ankaravî’dir. Rusûhî mahlasıyla da bilinen İsmâil Ankaravî Efendi, mevleviliğe intisap etmiş, hatta uzun bir müddet Galata Mevlevihanesi’nin şeyhliğini yapmış biri olarak, bu geleneğin yetiştirmiş olduğu önemli isimler arasında yer alır. Özellikle Mevlânâ’nın Mesnevî-i Manevî’sine yapmış olduğu şerhle “Hazret-i Şârih” unvanını alan ve ünü geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Ankaravî’nin Mesnevî şerhi dışında da birçok eseri bulunmaktadır. Bu çalışmayla, Ankaravî’nin yazmış olduğu eserler üzerine yapılmış çalışmaların (kitap, tez, makale, bildiri vb.) toplu bir şekilde ortaya konulması ve bundan sonra Ankaravî üzerine yapılacak olan çalışmalara yol gösterilmesi amaçlanmıştır.
When we look at the history of Turkish civilization, it comes to our attention that certain authors have produced enormous canons of work. One of these particularly prolific authors is İsmâil Ankaravî. Also known by his pen name Rusûhî, İsmâil Ankaravî Effendi was initiated into the Mawlawi Order, becoming the sheikh of the Galata Mawlawi House for a long time and one of the important names in this tradition. In particular, he received the title of “Hazret-i Şârih” for his commentary on Masnavi, which became widely known.
However, he also wrote many other works. This study aims to present past academic research (books, dissertations, articles, papers etc.) on Ankaravî’s works as a whole in order to help future researchers.

6.
Başkent Ankara’da Cumhuriyet Sonrası Yaşanan Büyük Değişim: Modern Yaşam Kurgusu ve Modern Mekânlar
Large-Scale Change in the Capital Ankara after the Declaration of the Republic: The Construction of Modern Life and Modern Spaces
Adile Nuray Bayraktar
doi: 10.5505/jas.2016.69875  Sayfalar 67 - 80
Günümüzde yaşamsal ve mekânsal olarak yaşanan büyük değişim nedeniyle birçok olumsuz eleştiriye ve tartışmaya konu olan Ankara, Cumhuriyet sonrasında da kenti ve kentliyi “modern mekânlara ve modern bir yaşama” ulaştırmak istemi ile gerçekleştirilen büyük bir değişime tanıklık etmiştir. Böylesi bir modernleşme istemi ile kurgulanan yeni aktiviteler Ankara’da yaşamı hızla değiştirmiş, bu aktivitelere karşılık gelen yeni mekânların inşa edilmesi ile birlikte kentin çehresi de hızla değişmiştir.
Bu yazıda Ankara’da yaşanan bu değişim kentin halen hafızalarda varlığını koruyan mekânları üzerinden, kurgulanan yeni yaşamsal aktiviteler ile birlikte ele alınmaya çalışılmış, bu süreçte ortaya çıkan kurumsal yapıya da yer yer değinilerek yaşama ve mekâna dair “dönemsel” bir okuma gerçekleştirilmiştir.
Ankara, which is nowadays subject to criticism and debate due to large-scale changes in daily and spatial life, also witnessed considerable changes in the aftermath of the establishment of the Turkish Republic. Obviously, the reasons for these latter changes were based on the demand that the city and its dwellers have “modern spaces” in which to experience “a modern life”. New activities made available by such modernization attempts not only altered daily life routines in Ankara but also rapidly changed the face of the city through the construction of new spaces to accommodate these activities.
This article delves into the changes that occured in Ankara at this time, with particular focus on the spaces which have retained their significance in the public perception, as well as on these newly emerging activities in daily life. It also proposes a reading of the life and spaces of the Republican period touching upon the institutional structures which were established during its construction.



Makale Çağrısı
Derginin 16. Sayısına makale gönderimi için son tarih 15 Ağustos 2020’dir.

Duyuru
Ankara Araştırmaları Dergisi 2019 yılı özel yazı ödülünü C7. S2’de yayımlanan “Ankara’da Suriyeli Göçmenlerin Yer Seçimi Tercihlerinin İncelenmesi ve Bir Etnik Kentsel Adacık Örneği Olarak Önder, Ulubey, Alemdağ Mahalleleri” başlıklı makalesiyle Sezen Savran kazanmıştır.


2019 yılında Ankara Araştırmaları Dergisi’nde yazısı yayımlanan, 35 yaş altı veya doktorasını 5 yıl içerisinde almış olan araştırmacılar arasından VEKAM Yönetim Kurulu’nun belirleyeceği bağımsız bir jüri tarafından seçilecek bir yazara, derginin özel yazı ödülü olarak 1.000 TL verilecektir.

 
Copyright © 2020 Ankara Araştırmaları Dergisi. Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik Beyanı
Lookus & Online Makale