ISSN: 2147-8724
 



Ankara Araştırmaları Dergisinde yayınlanan tüm makaleler “Creative Commons Alıntı 4.0 Uluslararası Lisansı” ile lisanslanmıştır. 

  Ankara Araştırmaları Dergisi: 2 (1)
Cilt: 2  Sayı: 1 - 2014
Özetleri Gizle | << Geri
HAKEMLI MAKALE
1.
Roma Dönemi Ankara’sına ait bir Trajan Dönemi Tondosu: Bir Roma şaheserinin kimlik arayışı
The Trajanic Tondo from Roman Ankara: In search of the identity of a Roman Masterpiece
Stephen Mitchell
Sayfalar 1 - 10
1947 yılında Ankara’nın Ulus bölgesindeki bir kazı sırasında, günümüzde Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmekte olan, Roma Dönemi’ne ait yaşlı bir adam figürünün betimlendiği muhteşem bir bronz tondo bulunmuştu. Tondo, Roma İmparatoru
Trajan’ın portresi şeklinde tanımlanıyordu. Makalede, bu kimlik saptamasının yanlış olduğu, portrenin aslında MS 100 ile 130 yılları arasında yapılmış kişisel bir portre olduğu ve burada tasvir edilen kişinin Ancyra bölgesinde, dönemin seçkin bir vatandaşı olduğu ileri sürülmektedir. Hadrian Dönemi’ne ait (MS 117-138) Performans Sanatçıları Birliği’ne ait bir hükmü içeren bir yazıt parçasında, söz konusu birliğe yardımda bulunan hayırsever vatandaşlardan birinin, iki adet zırhlı ve ata binmiş şekilde tasvirlendiği altın yaldızlı
portreler ile onurlandırıldığı belirtilmiştir ve Ankara’da bulunan bronz tondonun da bu iki tablodan biri olduğu düşünülmektedir.
Yazılı hükümde bahsedilen kişinin, yani tondoda betimlenen kişinin Ulpius Aelius Pompeianus isminde, Ancyra bölgesinde tanınan ve hakkında oldukça fazla sayıda yazılı kaynak bulunan, kültürel alanlarda yardımseverliğiyle tanınan bir kişi olduğu ya da Hadrian
döneminin önemli kişilerinden ismi bilinmeyen bir şahıs olduğu öne sürülmektedir.
A magnificent Roman bronze tondo, now in the Museum of Anatolian Civilizations, which displays an elderly male figure, was excavated in the Ulus area of Ankara in 1947, and identified as a portrait of the Roman emperor Trajan. This article rejects this
identification and argues that this is a private portrait of a prominent citizen of Ancyra dating between c. AD 100 and 130. A fragmentary inscription which contains a decree of the Association of Performing Artists dating to the reign of Hadrian (AD 117-138)
records that one of the benefactors of this association should be honoured with two gilded shield-mounted images, and it is argued that the Ankara bronze tondo was one of these images. The subject of the inscribed decree, and therefore the person portrayed by the
tondo, was either a well-documented Ancyran cultural benefactor called Ulpius Aelius Pompeianus, or an anonymous contemporary figure of the Hadrianic period.

2.
Yabancı seyyahların gözlemleriyle Roma ve Bizans Dönemi’nde Ankara
Roman and Byzantine Ankara observed by foreign travellers
H. Sinan Sülüner
Sayfalar 11 - 21
Çağlar boyunca stratejik konumu ve ana yol güzergâhı üzerinde yer alması nedeniyle Ankara, özellikle Roma ve Bizans dönemlerinde Anadolu’nun en önemli şehirlerinden biriydi. Osmanlı Dönemi’nde sof ticaretinin Ankara’nın tanınmasında büyük rol oynaması
ve 16. yüzyıldan itibaren Avrupalı seyyahların Ankara’yı ziyaret ederek kendi bakış açılarından dönemin Ankara’sını tanımlamaları kültürel mirasımıza katkılar sağlamıştır. Bu çalışmada, seyahatnamelerdeki bilgiler çerçevesinde Roma ve Bizans Dönemi’ne ait yapılar,
devşirme malzemeler ve yazıtlar dikkate alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır.
Due to its strategic location and being crossroads of major roads Ankara was one of the most important cities of Anatolia throughout the ages especially during the Roman and Byzantine periods. During the Ottoman period the export of camelot to European countries played an important role in the recognition of Ankara as a trade center that urged European travellers to visit the city. They described Ankara with respect to their own point of view which contributed to our cultural heritage. In this article buildings, spolia and inscriptions belonging to the Roman and Byzantine periods are put forward within the framework of the information given by the travellers.

3.
Sağlık işletmelerinde algılanan hizmet kalitesi ve Ankara’da hastane türlerine göre bir araştırma
Perceived service quality in healthcare organizations and a research in Ankara by hospital type
İbrahim H. Kayral
Sayfalar 22 - 34
Sağlık hizmetlerinin amacı insanın fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak sağlığının korunması, iyileştirilmesi ve bu durumun sürekliliğinin sağlanarak toplumun refah düzeyinin ve mutluluğunun geliştirilmesidir. Bütün hizmet kuruluşlarında olduğu gibi, sağlık kuruluşlarında
da hizmet kalitesi önemli yer tutmaktadır. Bundan dolayıdır ki işletmelerin hizmet kalitesi için ortaya koydukları tüm çabaların yarattıkları etkilerin ölçülmesi, hizmeti alan müşterilerin sunulan hizmetleri nasıl algıladıkları, kalitenin hangi boyutlarında nasıl farklılıklar gösterdikleri ve elde edilen bu sonuçlara göre yeni tedbirlerin alınması sürekli iyileştirmenin anahtarı olmaktadır.
Yukarıda ele alınan koşullar çerçevesinde bu çalışmada, sağlık alanında sunulan hizmetlerin kalitesinin bu hizmetleri alanlar tarafından
nasıl algılandığı, bu hizmetleri sunan farklı hastane türlerine göre karşılaştırılarak değerlendirmelerde bulunulmaktır. Böylece hastaların
hizmet kalite algılarının hastane türlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı, farklılıkların kalitenin hangi boyutları açısından ön plana
çıktığı ve yaş, cinsiyet, gelir vb. farklı hasta profillerinin kalite algılarına yöneliktespitler yapılmıştır. Hizmet kalitesinin ölçülmesinde;
Kara, Tarım ve Zaim’in (2003) çeşitli hastanelerde kullandıkları ve sonrasında sağlık hizmetlerinde hizmet kalitesiyle ilgili Türkiye’de
çeşitli araştırmalarda da kullanılan (Çaha, 2007; Kara, 2006) altı boyuttan oluşan, 34 soruluk anket seti kullanılmıştır.
Araştırma kapsamında elde edilen bulgular sonucunda, özellikle kamu genel dal hastanelerinin, özel hastanelerle aynı düzeyde kaliteli olarak algılandıkları ve hatta hasta tatmini açısından daha yüksek tatmin düzeylerine ulaştıkları söylenebilecektir. Diğer
yandan, kalitenin alt boyutları incelendiğinde, fiziksel kalite açısından kamu hastanelerinin hâlâ özel hastanelerin gerisinde kaldığı görülmektedir.
The purpose of healthcare services is to protect and improve individuals’ physical, mental and social health and ensure its continuity to increase the level of welfare and happiness in the society. As in all service organizations, service quality has an important place in
healthcare organizations.
Therefore, measuring the impacts of the efforts made by enterprises for service quality and the clients’ perceptions of the services provided, assessing how their perceptions differ in different dimensions of quality, and taking new measures according to the results
are the key to continuous improvement.
In this study, with respect to the abovementioned issues, perception of the quality of services provided in the field of health by those who receive them is compared according to different types of hospitals providing such service, and evaluations are made accordingly.
Thus, whether patients’ perceptions of service quality differ according to hospital types, in what dimensions of quality these differences occur and perceived quality by different patient profiles like age, sex, incomes etc. are assessed. In the measurement of service quality, a set of 34 questions with six dimensions was used, which was used by Kara, Tarım and Zaim (2003) in several hospitals and then used in several research studies in Turkey on service quality in healthcare enterprises (Çaha, 2007; Kara, 2006).
Based on the findings of the research, it can be said that public general branch hospitals are perceived as quality at the same level with private hospitals and even they reach higher levels of patient satisfaction. On the other hand, when the sub-dimensions of quality are
examined, it is seen that public hospitals are still behind private hospitals in terms of physical quality.

4.
Ankara ili için yönlendirme sistemi tasarımı önerisi, Çankaya ilçesi Kızılay mahallesi uygulama projesi
The design proposal for a guidance system in Ankara province, as-built project for Kızılay district of Çankaya town
Halime Fişenk Türkkan
Sayfalar 35 - 50
Bir yere giderken izlenen yolu bulmak için kullanılan yönlendirme sistemleri, ulaşım ve bulundukları yerlerin tanıtımı açısından büyük öneme sahip grafik ögelerdir. Yerleşkelerin kimlikleri, yönlendirme ögelerinin özellikleriyle, böylece kamusal alanlar ve onların
kullanımlarıyla doğrudan ilişkilidirler. Yerleşkeler için tasarlanan yönlendirme sistemleri, bölgeyi tanıtan ve anlatan görsel bir dile sahip olmalı, düzenli bir biçimde kullanılacak şekilde tasarlanmalıdırlar. Bu çalışmanın amacı, başkent Ankara için Ankara’nın kalbi
olarak nitelendirilen Kızılay Mahallesi örneği üzerinden yön gösterme işlevini gerçekleştirirken, bilgiye ulaşımı kolaylaştıran, yeniliğe ve teknolojiye açık, ancak geleneklerden de kopuk olmayan, mekânın kimliğine uygun bir yönlendirme sistemi önerisi sunmaktır.
The guidance systems, which are used for finding the route to a certain place, are the graphic elements of great importance in terms of both the transportation and the publicity of the areas where they are situated. The identity of the premises is directly related to the
characteristics of the guidance elements, as well as the public spaces and their uses. The guidance systems, which are designed for the premises, should have a visual language that introduces the region and they should be designed in a way that allows for regular use. The
aim of this study is to provide a guidance system suitable for the identity of the premises that eases the access to information and while being open to innovation and technology, does not break off with the traditions, all the while carrying out the guidance functionality over the example of Kızılay, a district considered to be the heart of the capital city of Ankara.

5.
Ankara’daki (İş Bankası) İkramiye Evleri
Lottery Houses (İş Bank) in Ankara
Umut Şumnu
Sayfalar 51 - 73
1930’lu yıllardan başlayarak yaklaşık 40 yıl boyunca, Türkiye’de barınma/konut kültürünün oluşmasında ve gelişmesinde önemli bir üretim olarak karşımıza çıkan ikramiye evlerinin mimarlık tarih yazımı içerisinde fazlasıyla görmezden gelindiğinin altı çizilebilir.
İkramiye evleri, çoğunlukla kamu yapıları ya da egemen anlatıya yalnızca ideolojik “fayda” sağlayacak çok az sayıda sivil mimarlık yapısı üzerinden dillendirilen ana akım mimarlık tarih yazımı içerisinde ihmal edilmiş bir alandır. İkramiye evleri, devletin sunduğu
bir barınma kültürü üzerinden aktarılan geleneksel anlatı içerisinde dışarıda kalmış/bırakılmıştır.
Bu kapsamda, çalışma, Türkiye’de ikramiye evleri sürecini araştırmayı ve özellikle İş Bankası’nın Ankara’da ürettiği yapılar üzerinde sürecin gelişimine bakmayı hedeflemektedir. İş Bankası; tasarruf teşvik ikramiyelerinin başlatıcısı olması ve bu sürecin en köklü ve
güçlü kurumlarından biri olarak ortaya çıkması, ayrıca süreç içerisinde nicelik ve nitelik bakımından özgün mimari yapılar ortaya koymasından dolayı çalışmanın konusu olarak seçilmiştir.
The importance of (savings incentive) lottery houses that emerged in the late 1930’s and served for nearly fourty years as tools in the formation and development of Turkey’s accommodation/habitation culture has been largely ignored in architectural history. The
mainstream historic accounts based mostly on public buildings or a minimum of civil architectural constructions that may only serve an ideological “benefit” for the dominant narrative, have disregarded the field of lottery houses. Lottery houses have stayed/keptout of the traditional narrative based on the accommodation culture proposed by the state.
Thus, this study aims to investigate the lottery houses process in Turkey, and look at the development of that process, as regards particularly the buildings produced by İş Bank in Ankara. İş Bank was chosen as the subject, as it was the originator of the savings incentive lottery house plans and it has emerged as one of the most well-established and powerful institutions in the process, producing architectural constructions distinctive both in terms of quality and quantity.

GÖRÜŞ YAZıSı
6.
Ankara Millî Mensucat [Türk] Anonim Şirketi (1916-1930)
Ankara National Textiles [Turkish] Incorporated Company (1916-1930)
M. Bülent Varlık
Sayfalar 74 - 92
Çalışma, İttihat ve Terakki’nin uyguladığı “Millî İktisat Politikası” anlayışı çerçevesinde Ankara’da bir grup yerel tüccar tarafından oluşturulan Ankara Millî Mensucat Anonim Şirketi’nin kuruluşu, faaliyetleri ve kapanışı hakkında kısa bilgi vermek amacındadır.
Söz konusu yerel tüccarlar 1913 ortalarında bir fabrika kurulması için ilk girişimlerde bulunmuşlar, daha sonra bu çalışmalar sonucu
1916’da bahsedilen anonim şirket kurulmuştur. Bu şirket, üretimin kalitesinin düşük olması nedeniyle muhtemelen 1921-1922 yıllarında kapanmıştır. 1925’te Ankara siyaset ve bürokrasisinin müdahalesi ile yeni bir yapılanmaya gidilmiş ve şirketin sermayesi
artırılmıştır; ancak bu girişim de sonuç vermemiş ve Şirket 1928’de kapanmıştır. Fabrika 1930’da Türkiye İş Bankası tarafından satın alınmış, yapılan çalışmalardan sonra Yün-İş adıyla yeni bir kuruluş olarak faaliyetini sürdürmüştür.
This study aims to provide brief information on the foundation, activities and closing down of Ankara National Textiles Incorporated Company, which was founded by a group of local tradesmen in Ankara within the scope of the “National Economy Policy” implemented by the Union and Progress Association. The aforementioned local tradesmen undertook the first steps to establish a factory in mid-1913, and as a result of these efforts, the aforementioned incorporated Company was founded in 1916. This Company, probably due to a low quality production, was closed down, possibly around the years 1921-1922. In 1925, a reconstruction process was initiated with the intervention of the politics and bureaucracy of Ankara, and the capital of the Company was increased. However, these attempts failed and finally, the Company was closed down in 1928. The factory was acquired by Türkiye İş Bankası in 1930, and after the endeavors, it continued its
activities as a new company under the name Yün-İş.

7.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Ankara romanı bağlamında Kemalist ideoloji ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Bir Başkent İnşası
Construction of the capital of Republic of Turkey and the Kemalist ideology within the Context of Yakup Kadri Karaosmanoğlu’s Ankara
S. Dilek Yalçın Çelik
Sayfalar 93 - 107
Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Ankara isimli romanı diğer eserlerine göre daha didaktik bir niteliktedir ve söz konusu roman idealist bir düşünce evrenini yansıtmaktadır. 1934 yılında yayımlanan roman, ana figür Selma Hanım ve çevresindekiler ekseninde; yaklaşık
yirmi beş yıllık bir süreçte, Ankara’nın önce Millî Mücadele’nin merkezi olması, ardından da Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti oluşu ve Cumhuriyet Dönemi aşamalarını konu edinmektedir. Ankara hem Türkiye Cumhuriyeti’nin önemli dönüm noktalarını hem de
Ankara’nın başkent oluşu sürecini kurgu hâline getirmesi açısından dikkate değer bir özellik taşımaktadır.
Yakup Kadri’nin, kitapta, birbirinden bağımsız üç erkek (Nazif Bey, Binbaşı Hakkı Bey ve Neşet Sâbit) ve üç temel mekân anlatımı (Taceddin Mahallesi / Yenişehir / Cebeci) ile birlikte inandığı ve yürekten bağlandığı Atatürk’ün ideolojisini ve inkılaplarını bir roman
formunda anlattığı söylenebilir. Roman, Millî Mücadele döneminin ruhunu, Kemalist ideolojisini ve bunları gerçekleştiren Mustafa Kemal Atatürk’ün kimliğini ve kişiliğini idealize edecek tarzda kaleme alınmış olmasından dolayı önemli bir yere sahiptir. Romanda,
gelecekteki mükemmel bir Türkiye için gerçekler ve hayaller, yaşananlar ve yaşanacaklar; kimi zaman gerçekçi, kimi zaman romantik, kimi zaman da ütopik bir bakış açısıyla anlatılmaktadır.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu’s Ankara carries a more didactic character, compared to his other novels, and this work reflects an idealistic conception system. The novel, which was completed in 1934, while building the story around the main figure, Selma Hanım, and those
around her, relates the account of how Ankara first became to center of the War of Independence and then the capital of Republic of Turkey, and the stages of the Republic Period within this period of 25 years. Ankara is crucial in terms of fictionalizing both the turning points of Republic of Turkey and the process of Ankara becoming the capital city.
In this work Yakup Kadri recounts the ideology of Atatürk and his reforms, which the author was bonded at heart, in the form of a novel with three independent male characters (Nazif Bey, Major Hakkı Bey and Neşet Sâbit) in three main accounts of space (Taceddin Quarter /
Yenişehir / Cebeci). This novel is noteworthy in terms of writing up the spirit of the War of Independence Period by idealizing the Kemalist ideology, and the personality and identity of Mustafa Kemal Atatürk who created it. This novel narrates, sometimes in a realistic manner
and sometimes in a utopic one, the realities and the dreams, the past and the present towards an idealistic Turkey of the future.



Makale Çağrısı
Derginin 16. Sayısına makale gönderimi için son tarih 15 Ağustos 2020’dir.

Duyuru
Ankara Araştırmaları Dergisi 2019 yılı özel yazı ödülünü C7. S2’de yayımlanan “Ankara’da Suriyeli Göçmenlerin Yer Seçimi Tercihlerinin İncelenmesi ve Bir Etnik Kentsel Adacık Örneği Olarak Önder, Ulubey, Alemdağ Mahalleleri” başlıklı makalesiyle Sezen Savran kazanmıştır.


2019 yılında Ankara Araştırmaları Dergisi’nde yazısı yayımlanan, 35 yaş altı veya doktorasını 5 yıl içerisinde almış olan araştırmacılar arasından VEKAM Yönetim Kurulu’nun belirleyeceği bağımsız bir jüri tarafından seçilecek bir yazara, derginin özel yazı ödülü olarak 1.000 TL verilecektir.

 
Copyright © 2020 Ankara Araştırmaları Dergisi. Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik Beyanı
Lookus & Online Makale