ISSN: 2147-8724
Ankara Araştırmaları Dergisi - Ankara Araştırmaları Dergisi: 1 (1)
Cilt: 1  Sayı: 1 - 2013
1.
Editörden
From the Editor
Alev Ayaokur, Arzu Beril Kırcı, Mehtap Türkyılmaz
Sayfa I

HAKEMLI MAKALE
2.
Ankara Akköprü arkeometrik çalışmaları
Archaeometric exploration at Akköprü in Ankara
Ali Akın Akyol, Bekir Eskici, Yusuf Kağan Kadıoğlu
Sayfalar 1 - 19
Ankara, Akköprü’deki inceleme ve örnekleme çalışması ile köprüye ait taş ve harç örnekleri üzerinde arkeometrik çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Taşların bünyesinde bulunan suda çözünen tuzlar, spot tuz testleri ve kondaktometrik analiz ile elde edilmiştir.
Harçların agrega ve bağlayıcı içerikleri, asidik agrega/bağlayıcı, agrega granülometrisi, ince kesit optik mikroskop ve X-ışını toz kırınımı analizleri ile belirlenmiştir. Ayrıca taş örneklerin fiziksel özellikleri uygulanan fiziksel testler ile belirlenmiştir. Gerçekleştirilen çalışma
ile Akköprü’de ağırlıklı olarak kullanılan yapı taşının andezit ve yanında ignimbirit ile dasit, özgün bağlayıcının da kireç harcı olduğu görülmüştür. Akköprü’ye ait çimento içerikli harçların yakın dönem müdahalelerini yansıttığı anlaşılmıştır. Petrografik çalışmaların
ışığında özgün yapısal örneklerin hammadde kaynağı açısından yerel formasyonu yansıttığı görülmüştür. Bazı taş örneklerin yüksek tuz içerikleri ve duraysız fiziksel durumları onların farklı derecelerde bozulma sürecinde olduklarını göstermiştir.
The archaeometric exploration was conducted by surveying and sampling studies on the stone, and mortar samples from Akköprü in Ankara. Spot salt test and conductometric analysis were applied to get water soluble salt content of stone samples. The aggregate and binder part of the mortars were determined by the analyses of acidic aggregate & binder, aggregate granulometry, thin section optic microscopy and X-ray diffraction. In addition, the physical conditions of the stones were determined by some physical tests. The results of archaeometrical data showed that the constructive stone material was mainly andesite besides ignimbrite and dacite, and the original binder material was lime mortar. The cement content of the binder of mortars reveals the recent interventions on Akköprü. In the light of petrographic studies it was understood that the source of the original constructive raw material reflects the local formation. The high soluble salt content and the bad physical conditions of some stones also showed that they are undergoing a decomposition process of different degrees.

3.
Tarihe eş zamanlı tanıklık: Ulus ve Kızılay meydanları değişim süreci
Concurrent testimony to history: The process of change in Ulus and Kızılay squares
Nuray Bayraktar
Sayfalar 20 - 35
Ulus ve Kızılay Meydanları başkent Ankara’da Cumhuriyet sonrası ilk yıllar kamusal kullanımları açısından özelleşmiş en önemli kentsel odaklardır. Kent merkezlerinin değişimine bağlı olarak zaman içinde meydanların kullanım amaçları, kullanıcı grupları, mekânsal tanımları ve kamusal anlamları değişmiştir.

Bu çalışmada, Ulus ve Kızılay Meydanlarına ilişkin bir değerlendirme yapılması amaçlanmıştır. Meydanların değişimi Cumhuriyetin ilanından günümüze dek gelen süreçte, toplumsal ve ekonomik açıdan özelleşmiş dört dönemde ele alınmış ve eşzamanlı olarak birbirleri ile bağlantılı bir biçimde ortaya konulmaya çalışılmıştır.
During the early years of the Rebuplic, the two quite prominent urban centers with regard to their public usage in the capital city of Ankara were Ulus and Kızılay Squares. Depending on the changes in city centers, the purposes of use, the user groups, the spatial definitions and
the social meanings of these squares have also changed through time.

This study aims at an assessment concerning Ulus and Kızılay Squares. The interconnected and concurrent changes of these two squares since the declaration of Republic to the present day are attempted to be put forward in four specific periods in terms of social and economic
aspects.

4.
Ankara kentinin UNESCO dünya miras alanı adaylığı için bir öneri ve eylem planı
The nomination of Ankara city for UNESCO world heritage site A proposal and an action plan
Savaş Zafer Şahin
Sayfalar 36 - 50
UNESCO Dünya Mirası statüsü için hazırlanmak artık başlı başına bir çalışma olarak kabul edilmektedir. Dünya Mirası Alanı statüsünü elde etmek küresel seviyede tanınırlık getirmekte ve söz konusu alandaki koruma bilincini ve kapasitesini göstermektedir. Adaylık için hazırlık çalışmalarının, özellikle problemli koruma geçmişi olan yerlerde, koruma bilincini ve kültürünü iyileştirdiği kabul edilmektedir. Planlama, restorasyon ve rehabilitasyon problemleri göz önüne alındığında Ankara kentinin Dünya Miras Alanı olarak adaylığı kent kimliği ve kültürü için yenilikçi bir yaklaşım getirebilir. Ancak UNESCO Dünya Mirası Alanı statüsünün edinilmesi ortak akla dayalı stratejik bir yaklaşım ve edinilmiş bir koruma bilgisi gerektirir. Ankara’nın Dünya Miras Alanı statüsüne uygunluğunun değerlendirilmesi için uygun bir yol haritası geliştirilmelidir. Bu makalede UNESCO koşulları ve kriterleri kullanılarak böyle bir yol haritası tanımlanmaya çalışılacaktır.
Preperation for UNESCO World Heritage status has increasingly became a recognized activity in its own right. The achievement of World Heritage Site status brings recognition at global level and demonstrates the existence of conservation awarness and capacity at the site
concerned. It is acknowledged that the preperation for nomination itself improves conservation awareness and culture, especially in places with a problematic conservation background. In view of the problems of planning, restoration and rehabilitation of historical assets, the nomination of the City of Ankara as a World Heritage Site could bring about an innovative approach for urban identity and culture. Yet, the aquisition of UNESCO World Heritage Site status requires a strategic approach based on collective wisdom and acquired conservation knowledge. The evaluation of Ankara’s suitability for World Heritage Site status requires the development of an appropriate road map. This paper will attempt to define such a read map by using UNESCO requirements and criteria.

5.
18. yüzyılda Yabanabad kazasında görülen kanunsuzluk hareketleri
Illegal acts at Yabanabad district in the 18th century
Mustafa Kaya
Sayfalar 51 - 65
Toplumsal hayatın huzurunu ve düzenini bozan kanunsuzluk hareketlerine, her toplumda olduğu gibi Osmanlı toplumunda da sıkça rastlanmıştır. Bu yasadışı hareketler, köyden kente kadar her türlü yerleşim yerinde görüldüğü gibi, duruma göre bireysel veya toplu
olarak yapılagelmiştir. Huzurun sağlanması adına halktan gelen şikâyetleri her zaman dikkate alıp çözüm üreten devlet, özellikle mal ve parayı gasp etme, toprağa ya da haneye tecavüz, cana kastetme gibi olayların ve bunları yapan insanların her zaman karşısında
olmuştur. Bu çalışma ile 18. yüzyılda Ankara’nın Yabanabad kazasında görülen kanunsuzluk hareketleri, arşiv belgelerindeki ve şeriye sicillerindeki ilgili hükümler ve bilgiler doğrultusunda incelenmiş, böylelikle dönem içinde cereyan eden olayların hangi hallerde kanun dışı olarak nitelendiği, yapılan kanunsuzluklar karşısında halkın nasıl etkilendiği ve ne gibi tepkiler verdiği; devletin bu hareketlerde bulunanlara karşı nasıl bir tutum sergilediği ve nasıl bir çözüm ürettiği konuları üzerinde durulmuştur.
Just as they do everywhere, illegal acts disturbing the peace and order of the social life also took place frequently in the Ottoman society. They occured in all residential areas ranging from the villages to the cities, and were committed either by individuals or people banded together. The state administration, taking the public complaints seriously and seeking solutions for the sake of communal peace, always stood against those involved personally or collectively in cases of cruelty, especially in those of seizure of goods and usurping of money, encroachment of estate or mansion, and aggressions against one’s life. In this study, we investigated the illegal acts that took place at Yabanabad district of Ankara in the 18th century, with regard to the information and related regulations contained in the archival records and the law registers, so as to see into which events of this period were considered unlawful, how the victimized people reacted to illegal assaults, how the state treated those
involved in such crimes, and what sort of judicial proceedings were implemented in preventing these problems.

6.
II. Dünya Savaşı yıllarında Ankara’da şehir içi ve şehirler arası ulaşım
Urban and rural transportation in Ankara during the years of World War II
Gönül Güneş
Sayfalar 66 - 74
Ankara’nın başkent ilan edilmesiyle birlikte hızlı bir nüfus artışı yaşanmış ve bu artış beraberinde mimariden ulaşıma toplumsal alanda hızlı bir yapılanmayı getirmiştir. Bu dönemde tüm ülkelerin ekonomilerini ve ilişkilerini de derinden etkileyen II. Dünya Savaşı patlak vermiş, Türkiye savaşa girmesede pekçok alanda ekonomik ve sosyal sıkıntılar yaşamıştır. Bu çalışmanın amacı, savaşın Ankara’nın şehir içi ve şehirler arası ulaştırma sektörüne etkilerini araştırmaktır. Ulaştırma sektörünün ne kadar kullanıldığını gösteren veriler, halkın gelir düzeyi ile beraber yaşam şeklini de ortaya koymaktadır. II. Dünya savaşı yıllarında Ankara’daki ulaşım verilerini kapsayan
bu çalışma, savaşın diğer şehirlerdeki etkilerine de ışık tutacaktır.
Upon the proclamation of Ankara as the capital of newly founded Republic of Turkey, the town underwent through a rapid population growth which in turn was accompanied by a rapid structuring, from housing to transportation in the communal area. In this period, World War II that deeply affected the economies and relationships of all the countries, had broken out. Although Turkey kept out of the war, she experienced economic and social hardships in many areas. The purpose of this study is to investigate the effects of war on Ankara’s urban and rural transport sector. Data showing the extent of utilization in this sector also point out to the people’s level of income and their way of living. In addition to exposing the transportation data in Ankara during the years of World War II, this study shall also shed light on the effects of the war in other cities.

7.
Ankara’nın Başkent Oluş Sürecinde Dönem Basınında Ankara ve İstanbul: “Makarr” ve “Payitaht”
Ankara and Istanbul in the Press of the Period During the Process of Ankara’s Being the Capital: “Makarr” and “Payitaht”
Cemile Burcu Kartal
Sayfalar 75 - 88
23 Nisan 1920 tarihinde Büyük Millet Meclisi’nin Ankara’da açılışının ve Ankara’nın Millî Mücadele merkezi haline gelişinin ardından Anadolu’da büyük bir değişim yaşanmıştır. Bu değişimde eski ve yeni yönetimin arasında yaşanan iktidar çatışmaları İstanbul ve Ankara ekseninde de bir kez daha ortaya çıkmıştır. 1922 yılında savaş sona erip barış görüşmelerinin başlamasıyla; Ankara ve İstanbul’un başkentlik tartışmaları da özellikle dönem basınında yer almıştır. Bu makalede İstanbul ve Ankara basını özelinde, gazetelerde yapılan başkent tartışmalarının niteliği ele alınarak dönemsel bir analiz ortaya konulmaya çalışılmıştır.
A significant change took place in Anatolia following the opening of the Grand National Assembly on April 23, 1920 in Ankara, and turning it into the centre of the national struggle. In the course of this change, the power conflict between the old Sultanate and the new Republican administrations once again appeared along the Istanbul and Ankara axis as for the capitals of their respective administrations. After the war of independence ended in 1922 and peace talks began with the Allies, discussions on the issue of status of Ankara and İstanbul being
the capital city emerged in the press of the period. In this article, an attempt is made to present an analysis of the Ankara-İstanbul conflict that persists even to this day, particularly by treating the aspects of these debates which took place in Ankara and İstanbul newspapers.

GÖRÜŞ YAZISI
8.
İlk Koç Han: Ankara’da modern mimarinin öncüsü
The first Koç Han: Pioneering modern architecture in Ankara
Oya Atalay Franck
Sayfalar 89 - 112
Koç Holding Türkiye’deki en köklü sanayi grubudur. Holding’in tarihi, kurucusu olan Ahmet Vehbi Koç’un ilk şirketini Ankara Ticaret Odası’na kaydettirdiği 1920’lere kadar uzanır. Vehbi Koç 1932’de işlerini, babasının Anafartalar’daki dükkanından Ulus’ta Çankırı Caddesi
13 numarada inşa ettirdiği ilk Koç Han’a taşır. Binanın tasarımcısı Milli Eğitim Bakanlığı’nın daveti üzerine baş mimar olarak çalışmak üzere beş yıl kadar önce Türkiye’ye gelmiş olan İsviçreli-Avusturyalı mimar Ernst Arnold Egli’dir. Mimar Egli, 1927 ile 1940 yılları arasında Türkiye’de geçirdiği süre boyunca yaklaşık 40 proje gerçekleştirir ve birçok farklı projede de görev alır. Koç Han, Egli’nin tasarladığı nadir ticari binalardandır. Eski kent merkezinin çoğunlukla bir ya da iki katlı ahşap–kagir evlerden oluştuğu bir zamanda ilk Koç Han, caddeye açılan dükkânlarıyla, yeraltında geniş depolama olanaklarıyla, üst katlarda ise ofis ve evler için sunduğu alanlarla Ankara için yeni bir bina tarzıdır. Planın fonksiyonel titizliği ve binanın dış cephelerinin sade modernizmi dönemin mimari anlayışından son derece farklıdır. Bu bağlamda ilk Koç Han, Vehbi Koç’un modernleşen Türkiye’ye olan inancını ve sorumluluğunu; binanın mimarı Ernst Arnold Egli’nin bu projeye katkısını güçlü bir şekilde ifade etmektedir.
Koç Holding is the most established conglomerate in Turkey. Th e company’s beginnings date from the mid 1920s, when Ahmet Vehbi Koç, founder of Koç Holding, had his first own company registered with the Ankara Chamber of Commerce. In 1932, Koç moved his
business from his father’s store on Anafartalar Street to a new building, the first Koç Han, erected the same year on Çankırı Street Nr.13 in Ulus. Th e building’s designer was Swiss-Austrian architect Ernst Arnold Egli, who had come to Turkey only five years earlier upon
invitation by the government to work as chief architect of the Ministry of National Education. During his stay, which lasted from 1927 until 1940, Egli realized about 40 projects and worked on many more. Koç Han is the rare example of a commercial building by Egli. At a time when the urban aspect of the old town center of Ankara consisted mostly of one-or two-storeyed stone-and-wood houses, the first Koç Han represented an altogether new building type for the town, in being a multipurpose edifice with space for shops at street
level, with large storage facilities below ground, and providing off ices and housing on the upper fl oors. Th e functional rigor of the plan and the sober modernism of the building’s facades contrasted strongly with the architecture of the time. In this respect, the first Koç
Han was a strong statement regarding Ahmet Vehbi Koç’s belief in a modern Turkey and to the contribution of the building’s architect, Ernst Arnold Egli, to this project.

9.
Ankara Kitabevlerine Dair
About Bookstores of Ankara
Turan Tanyer
Sayfalar 113 - 129
Bu makalede, 1960 yılına kadar Ankara’da kurulan kitabevleri konu edilmiştir. Eski kitabevlerinden günümüze yazılı olarak kalan çok sınırlı sayıda belge olduğundan, Ankara’da kitapçılığın ilk yılları ve ilk kitabevleri konularında çok az bilgi bulunabilmektedir. Makalede gazete kupürleri, kitap kapakları, kitap ayraçları, söyleşiler, ilanlar ve çeşitli kaynaklardan yola çıkılarak, Ankara’da 1930-1960 yılları arasında bazıları yayıncı olarak da hizmet vermiş olan kitabevleri incelenmiştir.
This article deals with the bookstores established in Ankara until the year of 1960. The information about the first years of bookselling and the first bookstores in Ankara is considerably scarce because of the very limited number of written documents that survived to our day. Within this scope and by means of press clippings, book covers, bookmarks, interviews, advertisements and various sources, the article takes a look at the bookstores in Ankara, some of which also served as publishing houses, between 1930-1960.

10.
Ankara’da Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi’nden bir örnek: Erzurum Oteli
A model from the First National Architecture Period in Ankara: Hotel Erzurum
Hasan Fevzi Çügen, Mehmet Emin Yılmaz, Fatih M. Tanrıveren
Sayfalar 130 - 142
Ankara’nın başkent olmasıyla birlikte ortaya çıkan konaklama sorunu, şehirde bulunan bazı konutlarda işlev değişikliğini gerektirmiştir. 1930’lu yıllarda bu değişikliğe dâhil olan yapılardan biri de Erzurum Oteli’dir. Erzurum Oteli, Ulus semtinde, kent hal binasının
hemen yanındaki Avrupa Oteli’nin bitişiğinde yer almaktadır. Bu çalışmada Neo-Klasik tarzda inşa edilen ve Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi’nin belirgin özelliklerini taşıyan örneklerinden olan Erzurum Oteli’nin mimari özellikleri ile inşasına dair bilgiler aktarılacaktır.
As Ankara became the capital, the emerging problem of accommodation required a change in the function of some dwellings in the city. In the 1930s, the Hotel Erzurum was one of the buildings involved in this change. Hotel Erzurum was located in the Ulus district, right next to the Hotel Europe which was next door to the city’s wholesale produce market. In this study information is given about the construction and architectural features of Hotel Erzurum, which was built in the neo-classical style and was one of the examples with the salient features of the First National Architecture Period structures.

LookUs & Online Makale